17 Temmuz 2016 Pazar

KIZIL DÜŞLER - 3



Gecedeydim...
Gece sensiz,
Gece sessiz...
Aklım sende,
Ruhum gecede...
Gece bendim bu sessizlikte,
Sessizlik sendin
Kızıl Düşlerimde...

Haydi gel,
Çocukluğumuza gidelim
Kızıl Düşlerimde...

Hayal bile edemediğim yolculukların heyecanı var içimde!
Seyyah olasım var
Firari olasım var
Bir tek kendim olasım yok
Hadi başka biri olalım
Kızıl düşlerinde...

Şarap mıydı bizi sahile sürükleyen
Yoksa dolunay mı?
Dalga sesleri bizi bir battaniye gibi sararken,
Sen battaniyeye sarılırken,
Ben kollarımla seni sararken,
Şehrin ışıklarını birlikte izlerken,
Kızıl saçlarını koklarken,
Şarap dudaklarını öperken
Ve gece güne dönerken
Ve saçlarım hala özlem kokarken...
Sarhoş oldum ben sana
Kızıl Düşlerimde...

Adımımızı attığımız her yer
Önümüzde uzanan bir yol
Çiz gözlerinle yolumuza gökkuşağını
Ve sokaklarında kaybolacağımız
Yabancısı olduğumuz bir şehre gidelim
Kızıl Düşlerimde...

Günaydın gündönümüm...
Yazım,
En uzun günüm,
En güzel gecem...
Günaydın Kızıl Düşlerim,
Günaydın!

Güne kahvaltı masasında başlayıp
Anlık bir kararla kendimizi ada vapuruna attık.
Gezdik tüm gün hayallerimizin dünyasında...
Şarabın kokusu martıların sesine karıştı,
Sen kollarımda güneşe karıştın...
Sevgilim! Gün dönüyor...
Aklımda tek bir soru;
Neden ayrıyız ki biz?
Kızıl Düşlerimde...

Bir düş gördüm
Düşümde sen...
Bir yola çıktım
Yolumda sen...
Sen kızıldın
Yolum düş...
Sana çıkıyordu yollarım
Kızıl Düşlerimde...

(Görsel: Onur Diribaş - Red Dreams on the Boat)
(Müzik : Blackmore's Night - Catherine Howard's Fate)

2 Nisan 2016 Cumartesi

KIZIL DÜŞLER - 2



Uyku ile uyanıklık arasında
Bekliyordum seni
Kızıl Düşlerimde...

Sokaklarında dolaştım dün gece,
Kızıl Düşlerimde...

Seninle aşkı
Yeniden öğreniyordum
Kızıl Düşlerimde...

Seninle uyanıyor,
Seninle güne başlıyorum
Her sabah
Kızıl Düşlerimde...

Saçında bahar polenleri
Yanıma gelince sen
Saçını okşuyor, polenleri üflüyorum
Kızıl Düşlerimde...

Portakal kokuyordu düşlerim
Ve portakal hep hüzünlendirirdi seni
Kızıl Düşlerimde...

Baharın ilk güneşi gibi
Doğdun Kızıl Düşlerime...

Senden önce şiir nedir bilmezdim
Seninle şiiri sevdim
Ve şiir yalnızca sana yakışıyordu
Kızıl Düşlerimde...

Sen benim
En güzel şiirimsin
Kızıl Düşlerimde...

Kızıl bir gün batımıydı saçların
Ve omzunda beyaz köpüklü Akdeniz
Ilık bir yaz akşamıydı tenin
Ve teninde gece,
Gecede şiir,
Şiirde sesin,
Sesinde düşüm,
Düşümde sen...
Seninleydim ansızın dün gece
Kızıl Düşlerimde...

(Görsel: Özgür Bolkan Serdengeçti - İznik Gölü)
(Müzik : Dalida - Love In Portofino)

22 Aralık 2015 Salı

KIZIL DÜŞLER - 1



Kızıl saçlarından
Damıtıp şarabı
İçmeliyim şarap dudaklarından

Güneş doğuyor saçlarının arasından
Ve ben Kızıl bir uykuya dalıyorum...

Akdeniz'de bir gün batımı gibi
Parlıyor saçların Kızıl Düşlerimde...

Kızıl Düşler...
Hem tanıdık, hem yepyeni...

Zamandan önce Kızıl vardı...

Müzikler çalınıyor,
Dans ediyoruz Kızıl Düşlerimde...

Elimden tutar mısın?
Tut ki kaybetmeyeyim seni
Kızıl Düşlerimde...

Notaları saçlarında parıldayan
Bir müziksin
Kızıl Düşlerimde...

Bir özlem büyüyor,
Kızıl Düşlerimde...

Rüzgar esmiyordu belki ama
Saçların getirdi bana bahar kokusunu
Kızıl Düşlerimde...

Ben seni her sabah
Şiirlerle, şarkılarla uyandırıyorum
Kızıl Düşlerimde...

Ben seni her gece
Masallarla, öykülerle uyutuyorum
Kızıl Düşlerimde...

Güneş batsın, Ay doğsun
Yıldızlar kirpiklerinde parıldasın
Ay ışığı gözlerini aydınlatsın
Ay batsın, Güneş doğsun saçlarından
Kızıl Düşlerimde...

Haydi gel oturalım şuraya,
Sarılalım birbirimize...
Ve sessizce denizi izleyelim
Kızıl Düşlerimizde...

Yine yıldızlar kayacak bu gece
Başımızın üzerinden...
Ve ben yine seni dileyeceğim
Kızıl Düşlerimde...

Şöyle oturup camın kenarına
Birer kahve içelim seninle
Kızıl Düşlerimde...

(Görsel: Erdinç Altun - Rüyalarda)
(Müzik : Frank Sinatra - Fly Me To The Moon)

13 Haziran 2014 Cuma

SİKTİR ET



Siktir et...

Evet ama bazen bazı şeyler siktir edilemiyor işte... Kalıyor insanın içinde bir yerlerde. Hep kurcalıyor, hep kemiriyor... Acıtıyor...

Acıttıkça içiyorsun, içince geçiyor, unutuyorsun. Ta ki sabah tekrar uyanana kadar...

Ve günler bu şekilde birbirini kovalarken, bir bakıyorsun senin hayallerini, isteklerini, arzularını başkaları yaşıyor senin yerine. İşte o zaman yine içiyorsun... İçiyorsun... İçiyorsun...

Yaşlanıyorsun... Yaşlanan bedenin mi yoksa ruhun mu bilmeden içe içe tüketiyorsun kendini.

İşte öyle kolay kolay siktir edemiyorsun...

(Müzik: Röyksopp - What Else Is There?)

4 Ağustos 2013 Pazar

BURADA OLMANI NE ÇOK İSTERDİM (HOW I WISH YOU WERE HERE)



Roger Waters'ın müzisyenliğini (evet David Gilmore'cuyum ben) ve Pink Floyd içindeki para odaklı iç çekişmelerini hiç bir zaman sevememişimdir. Bu nedenle ne ilk konserine (20.06.2006), ne de bu geceki konserine (04.08.2013) gitmek gibi bir düşüncem olmadı. Ama şunu da her zaman iyi bildim ki verdiği konserlerin konsepti her zaman görsel bir şölen olmuştur ve olacaktır da...

Ancak bu geceki konser öncesi yayılan, "Duvara" yansıtılacak olan isimler arasında Menderes'in de bulunması, herkes gibi benim de midemi bulandırmıştı. İşlediği suç ne olursa olsun, kişinin idam edilmesini elbette onaylamıyorum. Ancak Uğur Mumcu ve Hrant Dink isimleri yanında abesle iştigal ediyordu Adnan Menderes...

Hızlıca bu fikirden vazgeçip (sessiz sedasız) ve sürpriz bir şekilde, Gezi Direnişinde kaybettiğimiz canlarımızı "Duvara" yansıtmış olmasını gözlerim yaşlı bir şekilde ayakta alkışlıyorum!

Bize, demokrasiye, Ethem Sarısülük'e, Ali İsmail Korkmaz'a, Abdullah Cömert'e, Mehmet Ayvalıtaş'a, komiser Mustafa Sarı'ya, Gezi'ye ve direnişe duyduğun saygı için teşekkür ederim Roger Waters...

(Görsel: Anonim - The Wall Live - Roger Waters - İstanbul - 04.08.2013)
(Müzik: Pink Floyd - Wish You Were Here - P.U.L.S.E. Live - 1994)