Bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2013 Perşembe

RÜYALARIM VOL. 5 - GÜNEŞİ BEKLERKEN



Kamyonetin kasasında tanımadığım insanlarla beraber, Batı Çölü'nün eski yollarında hızla ilerliyorduk. Önümüzde iki araç daha vardı. Kimse birbiriyle konuşmuyordu. Bense arkamızda bıraktığımız toz bulutunu seyrediyordum. Hava oldukça kuru ve sıcaktı.

Bir süre sonra araçlar yolun ortasında durdu. Herkes bulunduğu araçtan inip çölün içlerine doğru ilerlemeye başladı. Onları takip ettim. Yoldan fazla uzaklaşmamıştık.

Kimse konuşmuyor, sadece gökyüzüne bakıyordu. Ben de gökyüzüne bakmaya başladım. Güneşin sıcaklığı tüm bedenimi kavuruyordu adeta.

Derken içlerinden biri yüksek sesle "Bakın şimdi başladı!" diye bağırdı. Kafamı bir daha gökyüzüne kaldırdığımda gökyüzünün hafiften karardığını farkettim. Güneş tutulması başlamıştı.

Tutulmayı bir süre sessizce izledikten sonra içlerinden biri ateş yaktı. Dans ateşin etrafında başladı. Bir halka oluşturdu çocuklar, ateşten bir halka... Ve giderek büyüdü halka... Ve giderek büyüdü ateş...

Tutulma bittikten sonra kimse yine tek bir kelime konuşmadı. Araçlarımıza bindik ve geldiğimiz yoldan geri döndük, toz bulutlarının içine...

(Müzik : The Doors - Waiting For The Sun)

7 Haziran 2011 Salı

RÜYALARIM VOL. 3 - BULUT



Bahçedeyim, amaçsızca dolanıyorum. Bahçe merdivenlerinin orada bir şey görüyorum. Bir bulut... Yerden yaklaşık üç metre yükseklikte. Çok büyük bir kütlesi olmayan, belki bir otomobil boyutlarında bir bulut...

Bir müddet hareketsizce havada asılı duruyor. Sonra bulunduğum yere doğru süzülmeye başlıyor. İlk önce ne yapacağımı bilemiyorum, izliyorum. Yaklaştıkça bir korkuya kapılıyorum ve kaçmaya çalışıyorum. Ben kaçtıkça o beni takip ediyor. Terlediğimi hissediyorum. Yorulduğumu da...

Ve en sonunda, bahçenin bir köşesinde, duvarın dibinde beni sıkıştırıyor. Artık kaçacak hiçbir yer kalmıyor bana. Yenildiğimi kabulleniyorum. Yavaş yavaş üzerime çöküyor. O bana yaklaştıkça kalbim daha da hızlanıyor, histerik bir şekilde nefes alıp vermeye başlıyorum. Omuzlarıma kadar alçalıyor, beni içerisine alıyor...

Artık hiçbir şey göremiyorum. Her taraf bembeyaz bir sis halinde. Bulutun içinde olduğumu biliyorum. Mutlak bir sessizlik hakim içeride. Ne kalp atışımı hissedebiliyorum, ne de nefes alışverişimi duyabiliyorum. Bu dinginlikle birlikte az önce yaşadığım korkunun yerini de bir huzur alıyor ruhumda.

Ve birden nereden geldiğini anlayamadığım, kulaklarımla değil de sanki içimde hissettiğim, ruhumun derinliklerine işleyen ulvi, davudi ve de ilahi o sesi işitiyorum; Allahu ekber ve lillahil hamd

Nasıl olduğunu hatırlamadığım bir şekilde kendimi evin içinde buluyorum. Odaları geziyorum. Ben gezerken odaları, avizelerin altına yaklaştıkça lambalar yavaş yavaş aydınlanmaya, ben tam altlarındayken de son seviyeye gelip ışıl ışıl parıldamaya ve sonra da kıvılcımlar saçarak patlamaya başlıyorlar. Sanki başımdan aşağı yıldızlar, nurlar yağıyordu. Ve bu bana kutsandığım hissi uyandırıyordu.

(Görsel: Fesetti - Disappear )
(Müzik : Omar Faruk Tekbilek - Salute To The Sun)